info@kusadasi.com.tr Turkçe
default-logo
Kuşadası Konut Projeleri
  • usko çiftliği
  • kuşadası organik yumurta
  • ari belgeli süt satışı
  • ersin us
  • çiğ süt üretimi kuşadası
  • kuşadası doğal yumurta
  • kuşadası alo süt

Doğal Süt Yumurta Ne Kadar Doğal ?

Doğal Süt Yumurta Ne Kadar Doğal ?

Doğal Süt Yumurta Ne Kadar Doğal ? Hükümetin geçtiğimiz dönemde sokakta süt satışını yasaklamasından sonra ARİ belgesine sahip çiftliklerin parekende süt satışına onay verdi. Bizde çevremizde ARİ belgesine sahip USKO çiftliğini ziyaret ederek sayın Ersin US ve Ortağı İbrahim KOCABAŞ dan doğal süt ile ilgili kaynak olacak çok değerli bilgiler aldık.

Bu bilgiler ışığında geçmiş dönemde sokakta süt satışının ne kadar tehlikeli olduğunu, bilinçsiz ve kar amacı güden açıkta süt satan bazı satıcıların insan sağlığı ile oynadığını öğrenmiş olduk.

Ersin Us’la yaptığımız görüşmede kendisinin emekli bir Petrol Mühendisi olduğunu USKO Süt Hayvancılık çiftliğini Kuşadası’na yerleştikten sonra yakın dostu olan İbrahim KOCABAŞ ile kurduğunu anlattı.Süt üretiminin ülkemiz şartlarında ne kadar zor olduğundan da bahseden US çiftlik sahipleri devlet teşviklerine rağmen para kazanamadığından şikayetçi.Sütte en iyi verimi alabilmek için hayvanlarına Klasik Müzik dinlettiklerine şahit olduk. Usko Hayvancılık ARİ belgesini hastalıksız hayvanları olan ve gerekli şartları taşıyan işletmelerin aldıklarını hayvanlarının belirli aralıklarla  kan örneklerin alınıp kontrol edildiklerinden bahsetti.

Açıkçası kent çevresinden böyle bir çiftliğin olması bizim açımızdan da bir şans diyebiliriz. İşletme devletin kendilerine verdiği yetki ile parekende süt satışına başlamış durumda ALO SÜT  sipariş hattıyla evlere kadar 3lt ve 5lt sütleri getirmekte.

Ersin US süt satışına başlamak için 3lt ve 5lt tek kullanımlık plastik süt bidonları siparişlerini verdiklerini süt bidonlarının üzerine firma etiketlerini bastırdıklarını bu şekilde soğutucusu olan dağıtım araçları ile servis yaptıklarını anlattı.Kısa sürede siparişlerinin artığını deneyen insanların komşuna, arkadaşına tavsiye ettiğini belirtti.

ALO SÜT ve YUMURTA İÇİN

 0530 065 40 99

Numaradan Gece 23.00 a kadar sipariş verebilirsiniz.

https://www.facebook.com/uskosut/?fref=ts

USKO Doğal Yumurta İşine Kendi Ailesi ve Çevresi İçin Başlamış

Ersin US ve ortağı İbrahim KOCABAŞ çiftliğinde bulunan boş araziyi değerlendirmek için köy tavuğu koymayı düşünmüşler. Çevresinde doğal köy yumurtası bulamamaktan şikayet eden Ersin US kendileri ve çevresi için yumurta üretip çocuklarına katkısız sağlıklı yumurta yedirmeyi amaçladıklarını veterinerlerinin 100 tavuk ve 500 tavuk arasında maliyetlerinin aynı olmasını söylemesi üzerine 500 kadar köy tavuğu alarak doğal yumurta ürettiklerini açıkladılar.

Yumurta sektöründe ise çok fazla hile olduğunu yumurta işine girince öğrendiğini belirtti.Tavuk yemi satan firmaların üreticilere yumurtanın sarısına renk veren katkıları sunduğunu bazı işletmelerin köy yumurtası diyerek sattığı yumurtalara tavuk pisliği sürdüğünü eski yumurtaların tarihlerinin silinerek tekrar piyasaya sürüldüğünden bahsetti.Piyasada işini düzgün yapan dürüst işletmelerinden de olduğunu onlarında haklarını yenmemesi gerektiğinden bahseden Ersin US ”biz de işimizi düzgün yapmaya çalışıyoruz ; Sütümüzü ve Yumurtamızı alanlar zaten kendileri bizi tercih ediyorlar denemek için bizden süt alan bir aile 4 yıldır süt ve yumurta aldığı yerden vazgeçerek bizden almaya başladı” dedi

Usko Çiftliğinden Aldığımız Süt ile İlgili Kaynak Olabilecek Değerli Bilgileri Paylaşıyoruz

Sık Sorulan Sorular
Son günlerde, seyyar satıcılar tarafından sokak aralarında çiğ süt satışı yapılmaktadır. Sokak sütü satıcıları, kanunu ve nizamnameleri bilmedikleri için hem kuralları çiğnemekte, hem de tüketicinin hayatını riske atmaktadır. Tüketici de süt gerçeğini ve tüketici haklarını bilmediği için “her süt, aynıdır”mantığıyla kendisine verilen üründen ne beklediğini bilmemektedir.

Akaryakıtın, maaşların, sigorta kesintilerinin, yem fiyatlarının,diğer girdi maliyetlerinin son yıllarda roket hızıyla arttığı göz önüne alındığında ve ulusal süt toplayıcılarının para kazanamadıkları şikâyetleri ile başıboş bırakılan süt piyasasında, çiğ süt fiyatının 2008 yılı seviyesinde seyretmesi, üreticiyi sütünü sokakta pazarlamaya yönlendirmiştir. Aslında markette aradığını bulamayan, arayış içresinde, küçümsenemeyecek miktarda, bir alıcı gurubu vardır. Ayakta durmaya çalışan hayvancılık sektörü eline aldığı çiğ süt güğümüyle sokakları dolaşmaktadır. Başkent Ankara’da, TBMM’ye 50 metre uzaklıkta, Aşağı Ayrancı semtinde sokakta açık çiğ süt satılmaktadır. Sanayi malı bir litre suyun 2 TL satıldığı ülkemizde, yoğun emek ve risk altında üretilen çiftçi malı süt 90 kuruştan alınıp karton kutuda 3 TL satılıyorsa; ineklerin kasaba gitmelerinde şaşırmamak gerekir.

Devletin hiçbir yaptırım gücü olmadan, ulusal süt toplayıcıları toplantısında, çiğ süt tavsiye fiyatı telkin edilmesi, hayvancılık sektörü için bir ölüm fermanı niteliğindedir. Süt sorununa üretici ve tüketici el-ele verip birlikte çözüm bulmak zorundadır. Çünkü taraftarlardan biri,kaliteli günlük çiğ sütü bütçesine uygun fiyatla, diğeri de emeğinin karşılığını hakkıyla alıp, üretime devam etmek durumundadır.Adil ticaretin bir taraf aleyhine bozulması, her ikisinin de bitmesine yol açar. Tüketici nasıl bir süt istediğini bilerek, kaliteye göre fiyat ödemesi yaparsa, üretici kaliteyi üretmek zorunda kalacaktır. Aksi takdirde, her bütçeye uygunluk sloganı ile üretim yapan Çin, her alanda olduğu gibi Türkiye’deki süt endüstrisine de egemen olur.

Ari çiftlik ne demektir?
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının il veya ilçelerdeki bakanlık veterinerleri tarafından süt satışına izin verilecek ineklerde ilk yıl altı ay aralıklarla 2 defa, takip eden yıllarda, her yıl en az bir defa olmak üzere brucellos ve verem taraması yapılır. Güncel kurallar ancak ari çiftliklerin sütünün çiğ olarak satılmasına izin vermektedirler.
AB Türkiye’den neden et ve süt gibi hayvansal gıda almıyorlar?
Kendi halkına bozuk et ve süt ürünleri yedirmek istemedikleri için olsa gerek.
İneklere pedikür yapılır mı?
Bu soruyu ilk kez duyduğumda ben de gülmüştüm. Ama 7/24 ve 365 gün beton zeminde kalan ineklerin tırnakları uzamakta ayakları yumuşamaktadır. Yedikleri dengesiz yemler ineklerin tırnaklarını ve tabanlarını bozmakta, zaman içinde çürütmektedir. Özel eğitimli tırnakçılar ve veterinerler her altı ayda bir ineklere tırnak bakımı ve gerekiyorsa ilaç yapar. İlaç almış ineklerin sağılması ve kesilmesi durumunda hiçbir ürünü kullanılmasına izin verilmez. Kanun öyle diyor.

Çiğ sütün tanımı nedir?
Çiğ Süt: Hayvandan muntazam aralıklarla ve tam olarak sağılan, soğutulan, içerisinden herhangi bir bileşeni alınmayan veya içerisine herhangi bir madde ilave edilmeyen, önceden herhangi bir işleme tabi tutulmayan (ısıtma gibi) ve işlenmek üzere tüketiciye gönderilen süttür.Konuyu biraz daha açmak gerekebilir.Muntazam aralıklarla ve tam olarak sağılan deniliyor. Genelde sabah ve akşam saatlerinde günde iki defa sağım yapılır. Sağımlar belli saatlerde olmak zorundadır. İneğin biyolojik satının bozulmaması gerekir. İneği sağmaya başladığınızda meme tamamen boşaltmadan sağımı bırakamazsınız. İneğin memesisüt depolama yeri değildir. Memeyi depo olarak kullanırsanız hem süt bozulur, hem de inek hastalanır. Sütün yağı veya proteini alınmamış olmalıdır. Örneğin sütün sadece yağı alındığında, maliyet çıkarıldığı gibi biraz da kâra geçilir. Yağsız, yarım yağlı, light gibi modern ürünlerin tamamı, pazarlama hilesi olup tamamı kârdır. Süt önceden herhangi bir ısıl işleme tabi tutulmayacak:Aksi halde pastörize edilmiş demektir ki, faydalı bakteriler öldürülmüş olur. Pek tabii nakil esnasında bozulmadan saatlerce muhafaza edilebilmesi için +3,2 C0 ‘ye kadar soğutulmuş olmalıdır.
Önce, çiğ süt üreticisi yukarıda verilen tanıma uygun süt üretmelidir. Tüketicinin de en az üretici kadar bilgili ve bilinçli olması durumunda, birbirlerini anlamaları daha kolay ve fiyatlandırma da objektif olacaklardır. Üreticinin bağımsız bir laboratuardan alacağı ürün analiz raporu, kaliteyi tarifte, her iki taraf için bir arabulucu olabilir.

Sütün içerdiği besin maddeleri nelerdir?
Süt; ineğin günlük yaşamını ve neslini devam ettirebilmesi için ağız yolu ile vücuduna alıp, sindirim sisteminden geçirdikten sonra yavrusunun kullanımına sunduğu en kıymetli besin maddesidir. Yavrusuna, her canlıda olduğu gibi, en iyisini vermek ister ve verir.İnekler bizleri düşünmezler. Ama onlar, yavruları için ürettikleri sütün kalanını bizim kullanmamız karşılığında kendi ihtiyaçlarını giderdiğimizin farkındadır. Bu her iki taraf için de kazan-kazan şeklinde süren bir alışveriştir. Tıpkı süt üreticisi ile süt tüketicisinin ticaretlerinde olduğu gibi. İneklerin iyi beslenmeleri durumunda, sütlerindeki besin değerleri zengin, çör-çöple beslendikleri durumda ise sütlerindeki besin değerleri fakirdir. Yonca tarlasında beslenen ineğin tereyağı sarı, kuru samanla beslenmesi durumunda beyazdır.(Gerçi sanayide tereyağının içine sarı boya konuluyor ama şu anda konumuz o değil.)
Süt kalsiyum ve mineral deposu olarak bilinmesine rağmen, yağ ve proteince de zengin besin kaynağıdır. Yavrunun doğumunu takip eden ilk saatte sağılan süt, ağız sütü olarak adlandırılır ve yavruya içirilir. Ağız sütü, yavruya bağışıklık veren tabii bir aşı, onu hayata adapte eden bir antibiyotiktir. Ağız sütü, sarımsı renkli, koyu kıvamlı bir sıvı olup; insan tüketimine uygun değildir. Ağız sütü doğumu takip eden birkaç gün içinde normal süte döner.
Sütte bulunan ana maddelerin yüzde olarak dağılımları şöyledir:
Toplam kuru madde: 12,5 yağ: 3,4; protein: 3,2; su: 80. Veriler ortalama değerler olup, ineğin yaşına, cinsine, sağım mevsimine ve bakım şartlarına ve yediklerine bağlı olarak farklılık gösterebilir. Doğal olarak yağ, protein ve kuru madde seviyesi yüksek olan sütten daha fazla tereyağı, daha fazla peynir çıkacağından daha değerli ve daha faydalı olmak durumundadır. Ne yazık ki tüketici bu noktada da bilinçsizdir. En ucuzunu arayış içinde olduğu halde, işine yaramayacak bir ürün alarak daha pahalı bir ödeme yapmış olur. Marketlerde yarım yağlı, kaymak tutmayan, “Light” gibi “modernpazarlama” terimleri ile tüketiciye sunulan ürünler; içleri boşaltılmış posadan başka bir şey değildir. İtibar edilmemelidirler.

Günlük çiğsüt alırken bilinmesi gereken hususlar nelerdir?
Süt çok yararlı bir temel gıda maddesi olmasına rağmen, kaynağı ve beslenme şekli belli olmayan, hasta hayvandan sağılıp, ilkel koşullarda, ambalajsız olarak dağıtımı yapıldığında, çok büyükzararlar doğurabilecek bir gıda maddesine dönüşür.

Her beyaz sıvı süt müdür?
Sütün en büyük özelliği kalsiyumca zengin olmasıdır. Bunun yanı sıra sağlık için elzem olan magnezyum, potasyum, fosfor gibi mineraller sütte bol miktarda bulunur. Bilim adamları sütün bileşenindeki mineralleri aynı oranlarda karıştırıp biyo-yoğurt yaptılar. Ama aynı tazeliği, tadı ve çeşniyi veremediler. Yani fabrikasyon doğal olanını henüz yenemedi.
İneğin cinsine ve yediği maddelere bağlı olarak, bazı sütler, protein ve yağca diğerlerinden daha zengindir.
Eğer ineğe tedavi amaçlı bir ilaç verilmişse, sütüne yüklü miktarda ilaç karışmış olabilir. Meme sorunu varsa, kan veya pıhtı gelebilir. Deneyimli bir sağımcı, ineği sağıma hazırlarken durumu kavrar ve sütün tanka gitmesine izin vermez.
Süt, hava ile uzun zaman temas ederse bakteri içerebilir. Hatta bozulmaması için süte; yemek sodası, klor veyabakteri etkisi ile bozulmasını geciktiren ilaç da konulmuş olabilir. İçerisinde katkı maddeleri konulmuş süt sağlığa zararlı olup, pazarlanması kanunen mümkün değildir.
Dolayısı ile her beyaz sıvıya süt denilmemelidir. Kaynağı bilinmeyen süt bedava olsa dahi satın alınması kullanıcı sağlığı açısından risk teşkil eder.

Sütte antibiyotik kalıntısı olduğunu nasıl anlaşılır?
Her canlı gibi, inekler de bakteri veya virüslerden etkilenerekhastalanabilirler. Onları tedavi etmek hem ekonomik hem de, etik açıdan doğal bir şeydir. İlaçlar, hazımsızlığa karşı verilen yemek sodası olabileceği gibi, yüksek ateşe karşı verilen antibiyotik de olabilir. Bakkaldan, marketten veya sütçünüz’den almış olduğunuz sütü 80 derecede en az 10 dakika kaynatıp klasik usulle ev yoğurdu yapmak üzere mayalayıp, yeterli bekleme süresi sonunda yoğurt tutmadığını gözlemlerseniz ve yoğurt ağdalı, sümüksü görünüm arz ediyorsa sütte antibiyotik var demektir. Antibiyotik içeren gıdalar tüketilmemelidir. Tutmayan her sütte antibiyotik var da denemez. Örneğin süt oda sıcaklığında uzun zaman çiğ olarak bekletilirse pişirme esnasında peynirleşir. Bu durumda süt, bakterilere yenik düşmüş ve ekşimiş’tir. Bu yapıdaki süt yoğurt bakterilerinin üremesine uygun olmadığından yoğurt yapılamaz ama çökelek veya kesik olarak tüketilmesinde sakınca yoktur. Nefis börekler yapılabilir.

Sütte su varlığı nasıl anlaşılır?
Aklı başında hiçbir üretici süte bilerek su karıştırmaz. Ancak kötü niyetli kimseler tarafından –belki- kar amacı ile su karıştırma olabilir. Ya da yıkama esnasında süt tankına su karışabilir. İşaret parmağınızı birkaç saniye süte batırıp çıkarırsanız, sütün parmağınıza yapıştığını görürsünüz. Sulu süt parmakta süt izi bırakmaz.

Çiğ süt hakkındaki şikâyet nereye yapılmalı?
İlk önce sütü satın almış olduğunuz sütçünüze veya bakkalınıza dilek ve önerileri belirtmenizde yarar vardır. Eğer bir sorun varsa, kısa yoldan yaklaşımla problem giderilecek, sorun tekrar yaşanılmayacaktır. Sorunun devam etmesi durumunda, il ve ilçelerde gıda denetimi yapan yerel otoriteler bilgilendirilmelidir.

Kimler çiğ süt satabilir?
Dikkat ederseniz soru, çiğ süt nereden satın alınabilir şeklinde sorulmamıştır. Tüketici istediği yerden alabilir. Ancak bilinmesi gereken şey: Hukuki olarak sokakta, perakende, ambalajsızçiğ süt satışı mümkün değildir. Gerek hayvancılık sektörünün gerekse halkımızın ihtiyacını göz önünde bulunduran otoriteler; AB normlarında olduğu gibi doğrudan üreticiden-tüketiciye,gerekli koşulların yerine getirilmesi durumunda, tedarik kanalı oluşturmaya izin veriyorlar. Bunlar da üyelik şeklinde yürüyorlar. Örneğin Londra’da günlük çiğ süt kapınıza siz uyanmadan önce bırakılmaktadır.
AB de çiftçiler şartlar yerine getirildiği takdirde doğrudan halka satış yapmaktadır. Bu şartlar şu şekildedir:
– Üretiminin belli bir kısmını
– Üretim yeri ve tarihi yazılı olması
– Soğuk zincirde
– Tek kullanımlık kapta
– Steril
– Ambalajda ürünle ilgili yanıltıcı bilgi olmaması kaydı ile
– Sütün içeriğinin ve besin değerlerinin etiketine yazılması
– Çiğ / Isıl işleme tabi tutulmamış veya Isıl işleme tabi tutulmuş şekilde
– Süt üreten işletmenin hastalıksız (arî) olması kaydıyla
Doğrudan halka satabilir. Ülkemizde hayvandan insana geçebilen zoonos hastalıkların fazla olması nedeni ile sadece Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı teşkilatınca, devlet kontrolünde, salgın hastalıklara karşı aşılanması yapılmış, hastalıksız çiftliklere ‘hastalıktanarî’çiftlik belgesi verilmektedir. Sadece arî çiftlik belgesi taşıyan çiftliklerin sütleri çiğ olarak doğrudan halka satılabilir. Çünkü arîçiftlikler bakanlık tarafından takip edilmektedir ve halk sağlığını tehdit eden hastalık taşımamaktadırlar. Hastalık riski taşıyabilecek diğer çiğ sütler UHT tekniği ile ısıl işleme tabi tutulur ve paketli bir şekilde uzun ömürlü süt olarak satılırlar.

Çiğ süt birkaç saat içerisinde bozulurken UHT sütler nasıl 2 yıl raf ömürlü olabiliyor?
Meme içerisinde arınık (steril) olan ( yavruya içirileceğinden temiz olmak zorunda) ve memeyi terk eder etmez meme ucundaki ve doğadaki milyonlarca bakterinin saldırısına uğrayan süt, bakterilerin üremesi için gerekli olan oda sıcaklığında birkaç saat içerisinde bozulur, kokar, insan kullanımına uygun olmayan bir duruma dönüşür. Çiftliklerde soğutulmuş süt, sanayiciye ait süt tankerleri ile soğuk bir şekilde fabrikalara gider. Süt fabrikasında yüksek sıcaklıkta, birkaç saniye sıcaklıkta ısıl işleme tabi tutulan süt ani olarak soğutulup el değmeden karton kutulara konulur ve uzun ömürlü süt olarak piyasaya sürülür. Marketten aldığınız kutu sütü buzdolabınızda birkaç hafta açık kalsa bile bozulmaz. İçerisinde faydalı, faydasız hiçbir bakteri kalmamıştır. Yoğurt yapılamaz. Artık o süt sizin bildiğiniz yararlı süt olmayıp, mineralli beyaz bir su şeklindedir. Her süt gibi içinde potasyum, kalsiyum vs ihtiva eder.

Hastalıksız (hastalıktan ari) hayvanlardan elde edilen süt neden pahalıdır?
Yediği silajın veya fabrika yeminin, sağlıksız koşullarda depolanması neticesinde oluşan küflenmenin hayvanların karaciğerlerine yerleştiğini, onların süt ve etlerinden de insanlara geçtiğini öğrenince fiyat, tüketici için ikinci planda kalır.Süt sadece fiyatına bakılarak alınacak bir gıda maddesi olarak asla düşünülmemelidir. İneğe yedirilen maddelere göre sütün litre fiyatı 25 kuruş da olabilir 3 lira da. İnekler son derece dürüst bir tacirdirler. Ne verirseniz ertesi sabah size karşılığını aynen verirler. Ne kadar köfte o kadar ekmek misali.
Devlet; sevdiklerinize gönül rahatlığı içinde süt içirebilmeniz için; sütü üreten ineğin neler yemesi gerektiğine, onlara hangi aşıların yapılmasına, hastalanmaları durumunda, hangi ilacın verilmesine, hangilerinin verilmemesine, sütün nasıl sağılacağına, son kullanıcıya hangi sıcaklıkta ve kaç saatte ulaştırılacağına dair bir sürü kurallar koymuştur. Yani süt üreticiliği, ‘ineği saldım çayıra; Mevla’m kayıra’ kadar basit olamıyor. İstenen kuralların harfiyen yerine getirebilmesi –maalesef- ucuza mal edilmiyor. İstenen kaliteyi tutturabilen sütü satın aldığınızda, ona ödeyeceğiniz fiyat size misliyle geri dönecektir. Unutmayınız: Kalite tesadüf olmayıp, sürekliliktir.Günlük sütün alternatifi olan uzun ömürlü kutu sütü; kendisinden beklenenleri verememesine rağmen daha pahalıdır.

Yürürlükteki kanuna göre günlük çiğ süt hangi koşullarda halka doğrudan satılabilir:
– Ari (hastalıksız) sertifikasına sahip sürüden elde edilmiş
– Hayvan refahına özen gösterilen ahırlardan
– Çürük ve küflü yem yedirilmemiş hayvanlardan günlük sağılan
– Devamlı veteriner gözetimindeki çiftliklerde üretilen
– Tek kullanımlık kilitli ambalajlarda son kullanıcıya ulaştırılan ve kapakta üretim tarihi yazılı
– 3.2 dereceye kadar soğutulmuş ve halka soğuk zincirde ulaştırılmış
– Etiketinde üretici çiftlik bilgileri ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ruhsat numarası açık bir şekilde yazılı
– İçerisindeki yağ, protein, kuru madde ve diğer mineral analizleri yapılmış ve belgelendirilmiş
– AB standartlarında belirtildiği şekilde, içerisindeki canlı bakteri sayısı (en fazla: 100,000) ve somatik hücre sayısı (en fazla 400,000) olan süt halka doğrudan satılabilir. Bu standarttaki süt kaynatılmadan içilebilir. Diğer her süt 80 derecede en az 8-10 dakika orta ateşte kaynatılmalıdır.

Ari (hastalıksız) olmayan inekten elde edilen sütlerin halka doğrudan satışı yasaktır. Alan ve satan ilgili kanuna uymadığı için suçlu durumdadır. Bu tür sütler ancak ısıl işlemden geçirilmek ve UHT teknolojisi ile paketlenmek suretiyle halkın tüketimine sunulurlar. Aşağıdaki linkte bizzat Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanının ağzından okuyabilirsiniz.

Her inek sahibi hastalıksız belgesi alabilir mi?
Pratikte alabilir. Diyelim ki 5 inek sahibi olan bir üretici arîlik belgesine müracaat etti. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ilçe ve il seviyesinden görevlilerini ön bilgilendirme için isteklinin çiftliğine/ ahırına gönderir. Görevliler risk analizi yaparlar. Örneğin işletmenin yeri hastalıksız çiftlik için uygun mu? Yerleşim yeri içerisinde mi? Etrafında yüzlerce çiftlik varsa, risk diğer çiftliklerden kolayca hastalık kapabileceği yönündedir. Çevrede kedi, köpek, tavuk çok bulunacağından bumlar da hastalığı taşıma riski bulundururlar. Etrafı tel örgü ile çevrilmemiş çiftliklerde yabani hayvanla getirilebilecek riskler vardır. Mesela kuduz yaban hayvanlarıyla bulaşabilir. Ayrıca çiftliğe girip çıkacak araçların içinden geçmeleri için çukur yapılması istenir. İçerisinde dezenfektan sıvı bulunan suyun yılın 365 günü, gece gündüz demeden muhafaza edilmesi 3-5 hayvanlık bir işletmeye büyük bir mali yük getirir.
Ön çalışmada düşük risk taşıyan işletmeler bulaşıcı hastalıkların en tehlikelisi olan Brucella ve Tüberküloz yönünden testten geçirilmek üzere kan ve deri örnekleri alınır. Sürünün herhangi bir ineğinde bu iki hastalıktan birisinin bulunması halinde sürüden hayvan nakline müsaade edilmez. Sağılan sütleri imha edilir. Hayvanlar ise mecburi kesime gönderilir.
Görüldüğü gibi arî hayvancılık işletmesi olabilmenin riski bir hayli fazladır. Ayrıca, arîsiniz diye ne ürettiğiniz ete, ne de süte yüksek pirim verecek bir alıcı da yoktur. Ari çiftlik sütü de 90 kuruş, hastalıklı olanın da 90 kuruş? Neden arîlik aranılsın ki? İşte devlet burada şunu söylüyor. Ancak arî olman durumunda, sütünün sokakta satılmasına izin verebilirim. Devletin bu zorlamasına bilinçli tüketici destek verirse, hayvan sahipleri o zaman tedbir alıp kendi çiftliklerinde hastalıkla mücadele edeceklerdir. Tüketici, hastalıksız süt almakta ısrar etmesinin bir vatandaşlık görevi olduğunu unutmamalıdır.

Küçük üretici sütünü neden doğrudan halka satamıyor?
Çiğ sütün halka doğrudan satışı için, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı sürüdeki hayvan sayısına bakmıyor. Bakanlığın ilgilendiği konu; sütün sağlıklı hayvandan temiz ve sağlıklıbir ortamda üretilmiş, içindeki canlı bakteri ve somatik hücresi müsaade edilen limitlerde, halk sağlığına zararlı katkı maddesi bulundurmayan ve son kullanıcıya güven içerisinde ulaştırılmasıdır. Üreticinin ister 1; isterse 1000 ineği olsun fark etmez. Önemli olan nokta elindeki tek ineğini mahallenin çöplüğünde veya pazarlardan topladığı sebze artıkları ile beslemek yerine, kaliteli kaba yemi fabrika yemi ile destekleyip beslemesi ve satış için gerekli şartların sağlanabilirliğine bakılır.

Ari olmayan hayvandan insanlara geçebilen hastalıklar nelerdir?
Hayvanlardan insanlara geçen hastalıklara literatürde zoonosis hastalıklar denilir. Bunların en tehlikelileri Brucellabakterisinin ürettiğiBrucellosis ve diğeri halk arasında verem diye adlandırılan Tuberculosis hastalığıdır. Verem en fazla insan öldüren hastalıklar listesinde en üst sıradadır. Maalesef 21 yüzyılda hala kökü kazınamamıştır.
Brucellosishayvanlarda zamansız doğum ve yavru düşürmesi ile ekonomik kayıplara sebep olduğu gibi, halk sağlığı açısından da büyük zarara yol açar. Brucellosis hastalığına yakalanmış bir hayvanın et ve sütünün tüketimi insan sağlığına uygun değildir. Hastalığa yakalanan hanımlarda düşük veya erken doğum, erkeklerde de aşırı zayıflama olur. Tedavi edilebilir hastalık olmasına rağmen, hayvanlarda pahalıdır. Denetim Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının il veya ilçelerdeki bakanlık veterinerleri tarafından yapılır. Hastalığın ihbarı mecburidir:
Bakanlık nezdinde kayıtlı çiftliklere yapılan kontrollerde Brucellosis hastalığı olan hayvanlar sürüden ayrılır ve bakanlık temsilcileri önünde imha edilir. Brucellosis’den imha edilen hayvanın ücreti bakanlıkça hayvan sahibine ödenir. Genelde et ve süt ürünleri ile veya hayvanın vücut salgısından insanlara geçen bir hastalıktır. Devlet gözetiminde 3-6 aylık dişi hayvanlara aşılama yapılır. Aşılı her hayvan hastalığa yakalanmayacak demek değildir.
Tüberküloz (Verem): Akciğer ve solunum yolunda oluşup hayvanın kemiklerine kadar yayılan bir hastalıktır. Veremli hayvan genelde çok zayıf olup, kulakları düşük yürümek istemeyen, hayattan bezmiş bir durum sergiler. İster çiftlikte tespit edilsin, isterse mezbahada tespit edilsin her iki durumda da hayvan imha edilip, fiyatı devlet tarafından mal sahibine ödenir. Mezbahalarda kesilirse görevli Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı veteriner hekimi tarafından ‘halk sağlığına zararlıdır’ raporu ile imha edilir. Verem ülkemizde yaygın bir hayvan hastalığıdır. Açık otlaklarda, hayvanların toplu olarak bulundukları yerlerde, iç içe yapılmış yakın çiftliklerde, çöplük, bakımsız mera ve sokak aralarındaki beslenmelerde hayvandan hayvana geçer. İnsanlara süt, et ve hayvansal atıklarla bulaşırlar.

Yukarıda saydığımız hastalıklardan herhangi birini bulunduran çiftlik karantinaya alınır. Hayvan girişi ve çıkışına izin verilmez. Üretilen süt imha edilir. İlerlemiş durumlarda tüm il/ilçe karantinaya alınır. Pek tabii etini ve sütünü satamayan çiftlik iflas etmeye mahkûmdur. Hiçbir çiftçi kendi çiftliğinde karantina uygulanmasını istemez. Bu hastalıklar ülkemizde yaygındır.
Ari sürülerde tüberküloz ve Brucellosistestleri her yıl tekrarlanır. Bu sebepten sadece arî çiftliklerin sütlerinin halka doğrudan satışına müsaade ediliyor. Aşılama BVD, BVR, Kuduz, Şap, çiçek ve dahabirçok hastalık için de yapılıyor. İnsan hayatı söz konusu olunca, arî işletmelerin sütlerinin pahalı olma nedeni açıklık kazanıyor.

Diğer tehlikeli hayvan hastalıkları nelerdir?
BVD,BDR, çiçek, kuduz ve şap diğer hayvan hastalıklarıdır. Şap bunlardan en acımasızıdır. Hasta hayvan yürüyemez ve yiyemez. Yavrularda ise öldürücüdür. Anaçlar büyük kilo kayıplarıyla hayatta kalabilirler. Çiçek ise deride büyük tahribat yapar ve ihbarı mecburi bir hastalıktır.

Ülkemizde bulaşıcı hayvan hastalıkları çok mudur?
Çeşitli zamanlarda yurdun çeşitli yerlerinde öldürücü, ekonomik kayıp veren hayvan hastalıkları salgın halinde ortaya çıkmaktadır. Bu tür hastalıklar Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının web sitesinde güncellenmektedir. Ayrıca bakanlık ve özel veterinerler kayıtlı çiftliklere aşılama ve hayvan sağlığı hususunda bilgilendirme hizmeti vermektedirler. Gerekli bilgi ilgili kurumlardan alınabilir.

Avrupa’ya neden et ve süt ürünleri satamıyoruz?
Maalesef AB ülkelerinin istediği normlara uygun et, süt ve süt ürünleri üretemediğimiz için ihracat yapamıyoruz. Ayrıca siz; nasıl üretildiğini ve ne içerdiğini bilmediğimiz bir ülkeden, örneğin Zambia’dan sucuk almak ister misiniz? Hastalıkların kökünü kazımadan, en üst yüzeyde temizliğe önem vermeden et ve süt ürünleri ihracatı yapmamız mümkün gözükmüyor.

Hayvanlar hastalıklara karşı aşılanır mı?
Aşılanırlar. Biyolojik kontrole önem veren, tüm araçlarını çiftlik girişinde ilaçlı sudan geçiren, dışarıdan hayvan satın almayan, ziyaretçi girişi sınırlı olan çiftlikler hastalığı bertaraf etmiş sayılır ama yine de olası tehditlere karşı hayvan aşılaması yapmalıdırlar. Aşılanması gereken hayvanların zamanında aşılanması, aşılama tekrarlarının (rapel) zamanında yapılması önemlidir. Bu hususta masraftan kaçınılmamalıdır. Aşılama, hayvanda var olan hastalığa karşı öz direncin desteklenmesidir. Çiçek hastalığına karşı hayvanların aşılanması gerektiğini ilk bulan Türklerdir. Şap, çiçek ve vereme karşı geliştirilen aşılarda büyük başarı sağlanmıştır. Hayvanı hasta etmeden sağlam ve dirençli tutabilmek önem arz eder. Hasta hayvanı tedavi hem zor hem de çok masraflı hatta bazı durumlarda ekonomik bile değildir.

Hayvanlara ilaç verilir mi?
Her canlı gibi hayvanlar da hastalanırlar. Hastalıklarında hayvanlara özen gösterilir ve tedavi edici ilaçlar verilir. Vücutlarının zayıf düşmesinde iğne şeklinde vitamin, üşütmelerde öksürük ya da mide ilaçları, yemek sodası, ateşlenmelerinde antibiyotikler devamlı kullanılan belli başlı ilaçlardır. Yüz kiloluk bir insanın tedavisinde kullanılan dozun yedi misli bir ineğe bir günde verilir ve bu bir hafta devam eder. Çünkü inekler insandan daha ağırdır. Tedavi süresince sağılan süt bozuktur. Sümüksüdür. Kullanılamaz. Yoğurt tutmaz, peyniri darmadağın olur. İnsanlarda mide şikâyeti ve terleme şeklinde belirti gösterir. Aslında atalarımız ‘ucuz etin suyu yavan olur’ demişler ya. Bu olsa gerek. Tedavisinde antibiyotik kullanılan ineklerin sütleri ayrı sağılır ve çöpe dökülür. Bu tür sütler insan kullanımına uygun değildir.

İlaçlı süt yanlışlıkla sağlıklı süte karışırsa ne olur?
Bingo. Önce süt kamyonu geldiğinde, şoför antibiyotik testi yapar. Diyelim ki dalgınlığına geldi ya datest kiti çalışmadı, süt temiz varsayıldı. Şoför kendisini korumak için sütten numune alır. Uğradığı tüm çiftliklerin sütleri aynı tankta karışırlar ama örnekleri ayrı kaplarda fabrikaya gider. Fabrikada yapılan analizde kamyonun tankında antibiyotik çıkarsa, bu defa tüm örneklerde antibiyotik testi yapılarak, antibiyotiğin hangi çiftlikten geldiği anlaşılır. Bir de bakarsınız ki, sabah verdiğiniz 500 litre süt akşam saat 17 de yani akşam sağımına yarım saat kala 20 ton antibiyotikli karma süt olarak size iade edilmiş. Ne olacak? Küçük bir dikkatsizlik sonucu tek bir hasta ineğin sütü,sürünün diğer ineklerinin 500 litre toplamındaki süt ile birlikte ve diğer çiftliklerden toplanan 20,000 litre sütün tamamını bozmuş ve fabrika faturayı size çıkarmıştır. Bozulan 20 ton sütün ve nakliye parasını sizden istenmektedir. Beş yüz lira kazanayım derken (ki bu gelir çiftliğin bir günlük giderini dahi karşılamaz) bir de bakarsınız ki 22,000 TL zarar faturası ödemek zorundasınız. Önünüzde iki yol vardır. Ya bozuk sütü 5-10 bine, yarı fiyatla merdiven altı üretim yapan bir firmaya satarsınız veya lağıma akıtırsınız? Size kalmış bir şey.

Hasta hayvanın eti ve sütü insan tüketiminde kullanılıyor mu?
Hafif hallerde belki kullanılabilir. Ulusal süt toplayıcı firmalar antibiyotikli sütleri almazlar. Kesimden önce ağır tedavi geçiren hayvanların etleri kasap reyonlarında hemen belli olacağı için kasaplar tarafından tercih edilmezler. Peki, kesilen hastalıklı hayvanların etleri ne yapılıyor? Bilen varsa ve bana da söylerse memnun olurum.

Süt nasıl sağılır?
İneklerin cinsine, verimliliğine ve doğumdan geçen gün sayısına bağlı olarak günde en az 2 en fazla 4 defa sağılırlar. Hatta robotla yapılan sağımlarda inek gönüllü olarak robota gider kendisini sağdırır. Robot ineğin geçmiş performansına bakarak sağım zamanına karar verir. Ya ineği sağar veya tekrar gelmesi için yönlendirir. Gerek elle, gerekse makine ile yapılan sağımlarda özel temizleme solüsyonları ile memeler güzelce silindikten sonra, 8-10 dakikada boşaltılır. Sağımcı son olarak meme uçlarından mikrop girmemesi için memelere özel bir jel sürer. Loş ışıklı, arkada hafif bir müziğin çaldığı, gürültüsüz bir ortamda memelerini boşaltıp rahatlayan inek doğruca yem yemeye gider.
Memeden çıkan süt, el değmeden 3,2 derecede soğutma tankına alınır. Soğutulmuş süt 3,2 derece sabit sıcaklıkta 3-4 gün ev tipi buzdolaplarında saklanabilir.

Süt kaç derecede kaynatılmalıdır?
Süt, ana sütüne en yakın besin kaynağıdır. Kaynağında, yüzde yüz mikropsuzdur. Ne yazık ki sütün talibi sadece biz değiliz. Hayvan vücudundaki, iyi temizlenmemiş hayvan memesindeki milyarlarca mikrop ve bakteri henüz memeyi terk eden saf süte ilk saldıranlardır. Sütten nemalandıkları gibi, sütün içinde banyo yapmayı, şekerini yemeyi ve dışkılarını oraya bırakmayı çok severler. Neticede süt ekşir. Sağımdan birkaç saat sonra açıkta bırakılmış süt içindeki bakterilerin sayıları milyar kere milyar seviyesine ulaşır. Süt çok ekşimiş kullanılamayacak duruma gelmiştir. Sütün bozulmasını önlemek için süte yemek sodası, klor veya bozulmayı geciktirici maddeler katılabileceği ilk akla gelen yöntemlerdir. Süte bozulmayı geciktirici katkı maddeleri koymak kanunen suçtur.

Tabii ki uyan varsa. Bakınız: http://www.konyaelaziglilar.org/?Syf=22&Mkl=618865
Doğal süt katkısız, kaynatılmamış süt olmalıdır. Sütün kaynatılması sütün tadını bozar. Kaynatıldığı çelik tencerenin kokusu ve metalle sütteki minarelerin ısı ile tepkimesinden sütün tadı bozulur.
Yukarıda sütün saklanmasının zor olduğunu ve çabuk bozulduğunu söyledik. Peki, süt çiğ olarak tüketilebilir mi? Bu sorunun cevabı: Evet tüketilebilir. Hatta en sağlıklısı çiğ tüketme şeklinde olmalıdır. Kaynağı belli ari işletmeden temin edilen, sağıldıktan sonra en geç 1-2 saat içerisinde soğuk zincirdeson kullanıcıya ulaştırılan süt kaynatılmadan içilebilir.
Kaynağı belli olmayan, çöplükten toplanmış pet şişe içerisinde kapınıza getirilen çiğ sütün 80 derecede 10-12 dakika kaynatılmasına özen gösterilmelidir. Peynir yapılıyorsa süt 35 derecede kaynatılmalıdır ancak yapılan peynir 3-6 ay tuzda salamura yapılarak bekletilmelidir.
Çiğ süt kaynatıldıktan sonra buzdolabında ağzı kapalı olarak 3-5 gün saklanabilir.

Çiğ süt alırken nelere dikkat etmeliyiz?
Sağımdan sonra 3,2 dereceye kadar soğutulmuş olmalı.
Tek kullanımlık paketlenmiş olmalı. Varsa cam şişedeki tercih edilmeli.
Şişenin ağzı mutlaka kilitli olmalı. Şişenin kapağında üretim tarihi yazılı olmalı.
Etiketinde üreticinin çiftlik ruhsat no ve kimlik bilgileri mutlaka bulunmalı.
Neden çiğ süt?
Bir defa şunu söylemekte yarar var. Süt faydalıdır. Her gün içilmelidir. İçerisinde dengeli yağ ve protein vardır. Bu dengeyi aslında hayvan yavrusu için özenerek kurmaktadır. Çiğ süt sağlıklıdır. Her türlü süt ürünü yapımına uygun formdadır.

UHT (Pastörize) nedir?
Çiğ süt, ısıl işlem görmeden uzun zaman muhafaza edilemeyeceğinden, UHT (Ultra Heat Technology; çok yüksek sıcaklık) denen metotla saniyeler mertebesinde 150 derecede ısıtılıp, ve saniyenin onda biri kadar zamanda soğutulmasından sonra karton paketlerde saklanmasıdır. Uzun ömürlü süt de denilir. Ama UHT süt ile kaliteli yoğurt ve peynir yapılamaz. O halde çiğ süt geniş ürün yelpazesine en uygun olandır.

 

Fabrikasyon yoğurtlar niçin sert olurlar ve bozulmazlar?
Evde yapılan yoğurta hiçbir koruyucu madde katılmadığı için buzdolabında birkaç gün içerisinde sulanır ve daha fazla bekletilmesi durumunda yeşilleşir. Fabrikasyon yoğurtlara koruyucu madde ve jelâtinkatıldığı için uzun süre buzdolabında saklanabilir ve kaşık ile alındığında yoğurt dağılmaz. Hangisi sağlıklıdır sorusunun cevabı burada gizli olsa gerek.

Kişi başına yıllık süt tüketimi nedir?
Ülkemizde kişi başına yıllık süt tüketimi 24 litredir. Diğer ülkelerdeki süt tüketimi ise; İngiltere’de 100, İtalya’da 63 , Romanya’da 75, İsveç’te 111, Finlandiya’da 139 litredir. Bu arada Finlandiya’daki çocuklar eğitimde dünya listesinin en üst seviyesindedir. Enteresan olan şey de Finlandiya’da süt tüketiminde zirvededir. Ne diyelim? Belki de süt tüketimi eğitimdeki başarı ile doğrudan ilişkilidir.

Çocuğum süt içmiyor ne yapabilirim?
Süt mükemmel bir gıdadır. Süt protein deposu olup, beyinle doğrudan ilişkilendirilir. Orta yaş insanlarımız geçmişte sütten uzak durmalarının cezasını bugün bilim alanında görüyoruz. Ülkemiz bilimde –maalesef- küme düşmüştür. Çocuklarımıza süt içme alışkanlığını kazandırmalıyız. Süt içmeyenler için meyveli yoğurtlar tavsiye edilebilir. Hatta ev yapımı yoğurdun mineralli suyu laktoz ve mide problemleri olanlar için tabii ilaç olarak önerilmektedir.
Çocuğunuz süt içmemekte ısrarcı ise, onları bilek güreşine davet edin. Süt içen çocuk güreşte anne ve babasını yenecek ve süt içmesi gerektiği bilincine varacaktır. Sevdiği çizgi filmi kahramanları içtikleri süt sayesinde güçlü olmuşlardır, öyle değil mi?

Çocuğum okul sütünden zehirlendi?
Böyle bir şey olmaz. Çocuk alışkın olmadığı için sütü zorla içmiştir, belki biraz da naz yapmaktadır. Aile içi eğitimine önem verilmelidir. Süt içmemekte direnen çocuklara sabah kahvaltılarında sütlü mısır gevreği yedirilebilir. Çocuk okula hem aç gitmemiş olur hem de süt alışkanlığı elde eder.

Gıda denetimi nasıl yapılıyor?
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı veya mahalli teşkilatların halk sağlığında görevlendirilmiş örnek toplama ekip elemanları, önceden belirtilmeyen zamanlarda tüketiciye gıda maddeleri satan dükkân veya marketlerden gıda maddeleri örnekleri alırlar ve bakanlık laboratuarlarına analiz için gönderirler. Sorunlu bulunan gıda maddeleri ilgili kanun gereğince, raflardan kaldırılır ve üreticisi hakkında takibata geçilir.

Hayvanların yediklerini kim kontrol ediyor?
Bir,iki ineği olan küçük üretici için sorun yok. Tavuğu, keçisi, koyunu, ineği mahalle arasında sağlıksız maddeleri tüketebilirler. Ama kaliteli ürün üretmekte iddialı çiftlikler için durum bu kadar basit değildir. Sağlıkçıların marketlerde yaptıkları kontrollerin benzeri çiftliklere de yapılmaktadır. Çiftliklerden alınan gıda maddelerinden alınan örnekler bakanlık laboratuarlarında analizden geçirilir. Küf, çürüme, hayvan leşleri bulaşmış gıda maddesi ile yapılan hayvan beslenmelerinde hayvanın karaciğerinde aflatoksin veya mikosin kalıntıları çıkar. Bu tür hayvanların et ve süt ürünleri insan sağlığına ve canlı tüketimine uygun değildir. Bu tür gıda maddesini üreten veya kullanan, satan çiftlikler ilgili kanuna muhalefetten cezai duruma düşerler.

Günlük süt ile uzun ömürlü süt arasındaki fark nedir?

Taze inek sütünün 72 derecede 15 saniye ısıtılarak mikroplarından arındırılması sonucu günlük süt üretilir. Bu sütlerin raf ömrü buzdolabında saklanmak koşuluyla 56 gündür. Sonrasında süt ekşir ve bozulur. Uzun ömürlü yanı UHT ( Ultra High Temperature ) sütler 150 derecede birkaç saniye ısıtılarak ve sonra da hızla soğutularak hazırlanır. Açılmadıkları sürece oda sıcaklığında 36 ay saklanabilirler. UHT yönteminde sütün içerisinde bulunan, ısıya duyarlı bazı vitamin ve bağışıklık faktörlerinin yok olması söz konusudur.

İnek dengesiz beslenirse ne olur?
Dengesiz beslenen inek, sütte bulunması gereken mineral, yağ ve proteinleri vücudundan karşılar. Tabii ki hasta olur. Sadece saman verilemeyeceği gibi, proteince çok zengin yonca, enerjide zengin arpa, yağca zengin pamuk küspesi tek başına verilemez. İnek bir gün içerisinde 43 kg karışım yer ve 100 litre civarında su içer. Tüm bu karışım, ineğin midesindeki faydalı bakteriler tarafından parçalanır ve vücut için elzem olan besine dönüşü

Sonsöz
Yediğimize, içtiğimize dikkat edelim. Keşke demektense zamanında tedbir alalım. Rahat ederiz.
Kısaca çiğ süt alırken:
– Şişe tek kullanımlık mı (çöplükten toplanmamış)
– Etiketinde üretici ve üretim tarihi belirtilmiş mi?
– Soğutulmuş mu?
– Devamlı olarak geliyor mu?

Biz kimiz?
Biz, USKO Doğa Çiftliği, Selçuk, Çamlık Mahallesinde çamların gölgesinde kurulu bir süt işletmesiyiz. Gerek iş; gerekse arkadaş çevremizde insanların doğal besinlere yönelme eğiliminde olduklarını, fakat yoğun reklam ve bilgi kirliliği arasında bocaladıklarını üzülerek gözlemlemekteyiz. Genel istek üzerine, bu broşürde, sütün hikâyesini, üreticinin ağzından, sizden gelen sorular olarak tamamen amatör bir ruhla ‘bilinçli tüketici’lerin dikkatlerine sunmaya çalıştık.
Amacımız, hem sokaktan çiğ süt satın alarak süt üreticisine verdiğiniz destekten dolayı sizlere teşekkür etmek; hem de süt alırken nelere dikkat etmeniz gerektiğini bir kez daha altını çizerek soru-cevap şeklinde anlatmak; sizleri aydınlatmak ve sağlıklı günler dilemektir.
Açıklamalarımızda eksik noktalar kalmış olabilir. Detaylı bilgi için resmi kurumlara, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı web sayfasına veya il ve ilçelerdeki bürolarına başvurmanızı tavsiye ederiz.

Bu arada kuzey kutbuna yakın olan buzlar ülkesi Finlandiya’nın üniversite öncesi eğitim seviyesinde dünya birincisi olduğunu hatırlatmakta fayda var. Eğitim seviyeleri ve süt tüketimleri arasında benzer fark var.Süt tüketimi yüksek olan daha mı zeki oluyor, nedir?
http://sut.uludag.edu.tr/makaleler/dunyadaveturkiyede_suturetimi_vetuketimi_HilalAYER.pdf
Gr.

 

 

Yazar Hakkında
  1. Ahmet Sari Reply

    Dogal yumurta ve sut temel ihtiyacimiz. Yiyecek fiyatlarinin roket hizi ile yukseldigi bir donemde malesef kalite gittikce kotulesmekte.

    Hukumetin attigi bu adimi olumlu buluyorum. Hastaliksiz ciftliklerin sutunu almakta yarar var. Kas yapalim derken goz cikarmamaliyiz.

Yorum Yapın

*